Kayıtlar

Fikriyat etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Düzlüğe

Resim
Aklım fink atıyor arkadaşlar. Evet. Benimle dansa kalkar mısınız? Yazdıkça iyileşiyor olmam göklerden gelen bir lütuf gibi. Yahut kimsesizliğin bir nişanesi gibi. Bunun da konuşacak kimsesi yok blog yazarak iyileşmeye çalışıyor diyebilirsiniz. Süper mantıklı bir söylem ama kalbim kırılır. Büyüdüğünü hissetmek çok güzel (meyveli yoğurt reklamı). Farkında olmadan artan baş etme ve direnme kapasitesini fark etmesi insanı biraz garip hissettiriyor. Sakalını sıvazlayıp pörsümüş gözlerle yaz tatili için ailesi tarafından köy evine sürüklenen kulağı küpeli üniversiteli gençleri süzen dedeler gibi bakıyorum aklımın büyümesine. Hayatımda süper şeyler oluyor. Bu yazıya ilk taslak attığımda her şey çok kötü gidiyordu ama yine moralimi yüksek tutup inanarak güzel şeyler olacağını düşünmüş, komik bir yazıya taslak atmıştım. Bir da baktım harbiden olmuş güzel şeyler. İşte evrene böyle mesaj vermek önemli aldım verdim kabul ettim secret evrenin kodu 777 ay kartı güneş bilmem ne. Şaka tabii ki. Müslüm...

Günlük Kaos Dozu - Akıl Sabitleme Çabası 4

Resim
         Bunun için kimi suçlamalıyız bilmiyorum ama artık hepimiz her türlü hastalığı yaşıyoruz. Psikolojik olarak. Lakin bir çok hastalığın varlığından bile haberimiz olmadığı için hayat normal ilerliyor. Hastalık diyerek abartıyor muyum, belki, ama belirtilerden bazılarını harbi harbi yaşıyoruz. Mesela bir anda yaptığınız işi yarıda kesip hayallere dalıyorsunuz. Yanlış yaptığınızın farkındasınız ama bu sizi durdurmuyor. Acilen geri dönmeniz gereken işinize odaklanamıyorsunuz, hayalleriniz salmıyor sizi. Tipik bir Maladaptive Daydreaming belirtisi. Lakin MD sahibi değilsiniz. Çünkü bu arada bir oluyor. Lakin yine de oluyor. Bazen de yaşadığınız hayatın kontrolünü kaybettiğinizi hissediyorsunuz. Dünyadan soyutlanıyor, kişisel benliğiniz buhar olup uçuyor ve kendi hayatınızı film gibi izlemeye başlıyorsunuz. Yani Depersonalizasyon. Eh bazen de o kadar canınız sıkılıyor ki ya her bulduğunuzu ağzınıza tıkıp günde otuz iki bin altı yüz kalori alıyor ya da gün bo...

Karalama Kampanyası - Akıl Sabitleme Çabası 3

Resim
    Bu yazıyı, anlatsam herkes anlardı bana anlatmadan anlayacak birisi lazım diyen, zihnindeki geceye güneş doğmayan bir grup karamsar insana ithaf ediyorum. Onlar kendilerini bilmiyor. Benlik bilinci zor bulunan bir şey. Bunu biliyorsunuz. İnsan nedir, manası nedir, kapitalizm bizi nasıl öldürüyor laiklik ilkesini tekrar tartışmaya mı açmalıyız? Evvelden yazdığım her konuyu kenara bırakayım, biraz boş bırakalım zihni. Çok fazla kurgu ve tasarı yapınca yazdığın yazı seni tasarlamaya başlıyor.                                               Yalnızlık Aşkın hakkında yazılıp çizilenler ilk on listesinde ilk sırada olduğu su götürmez bir gerçek. İkinci sırada da yalnızlık geliyor, çünkü aşk (sevgi) varlığı ile birinci yokluğu ile de ikinci sıradadır. İşte aşk öyledir varlığı yokluğu derttir. Yalnızlık dalga dalga gelir vurur çoğu zaman. Buradaki dalga metafor...

Akıl Sabitleme Çabası 2

Resim
Merhaba! Bu yazıya başlamadan önce geleneği yerine getirip serinin ilk yazısını şuraya bırakalım. Parmaksızlar tıklamasın. Akıl Sabitleme Çabası 1 Peki bu yazı ne anlatıyor? İlk yazı ne anlatıyorsa onu. Temelde hiçbir şey. Aramayanlar için her şey. Kendini anlatmak isteyen bir yazıdır bu ama dil sınırlıdır ve gerçek benlik bilgisi aktarılamaz. Wittgenstein'in reyiz de ne diyor felsefe dilin kusurlu olmasından doğmuştur diyor. Yani bu yazı temel de bir şey anlatmıyor olabilir. Ne halt yemeye yazıyorsun o zaman diyebilirsiniz. Şöyle derim ben de; insanın içindeki mana arama güdüsü ve aşk yazdırıyor. Vira bismillah. Aşk Genç bireylerde, beyindeki kimyasalların da etkisiyle, yaşanan genetik bir reaksiyon, kanat çırpan bir kırlangıç. Bir nevi körlük. Kusurların standartları öteye ittiği, var oldukça tahtın tek gerçek varisi kalacak duygu. Gerçekten, aşk kadar insanın gerçeklik algısını bozan başka bir şeye şahit olmadım. İlk evresi tabii bu bahsettiğimiz. Sonrası sevgi, bağl...

Akıl Sabitleme Çabası 1

Resim
Düşünme eyleminin kutsallığı üzerine yazarak bu seriye başlıyorum. Düşünmenin bizi var ettiği felsefesine kendim katılsam da, şöyle farklı bir taraftan yanaşmak istiyorum. Düşünmek yokluğu eler, yani yok (boş) olan zihin haznesini doldurur. Fikirler yer kaplamaya başlar. Yokluğun payı azalırken, varlık katlanarak artar. Varlık idrakini yavaş yavaş öğrenen zihnimiz yeterli kapasiteye erişince ilk önce kendi varlığını fikir eder. Böylece kendini var kılmış olur. Yani düşünmek var kılmanın saiki (nedeni) olur. Düşünen insan vardır. Düşünmeyeni insan,başka insan onu düşündükçe vardır. Galaksinin ıssız bir köşesinde karanlıkta süzülen bir insan, eğer kendin varlığını düşünüyorsa vardır. Şehrin en kalabalık saatinde merkezde dikilen bir insan kendi varlığını idrak edemiyorsa yoktur. Var olmak içeride başlar. Varız ama neden varız? Ne kadar varız? Herkes aynı derecede mi var? Hayır. Herkes aynı düşünmediği için aynı varlık derecesine de haiz (sahip) değildir. Misal Buda'nın hikayesi düşün...