Maladaptive Daydreaming (Uyumsuz Gündüşü) serisinin 2156462413. yazısına hoşgeldiniz. Bugünkü konumuz oyunlar.
Oyun oynamak birçoğumuzun her gün yaptığı, bazen 15 dakika bazen 6 saat, eğlenceli bir aktivite. Bilgisayar oyunları, mobil oyunlar, kutu oyunları ve daha nicesi. Bu yazının konusu da oyunların, özellikle fantastik evrenlerde geçen ama bununla sınırlı olmayan, MD üzerine etkisi.
MD'nin nasıl geliştiği üzerine ilk yazılarda bu konudan biraz bahsetmiştik. Bu gelişim sürecinde oyunlar zihin dünyamıza bir çok yeni ve heyecan verici öğeler katan, bize hikaye akışı, olay örgüsü, düşmanlar ve yoldaşlar hakkında taze malzeme verir. Yani oyunlar aslında tasarımcısının iyi kurgulanmış ve hikayeleştirilmiş hayalleridir ve oyuncular oyunu oynarken kendi hayal dünyalarına birçok öğe ithal eder. Bu yönüyle oyun oynamak bağımlılık yaratan ve MD için risk faktörü oluşturan bir aktivitedir.
Oyunlara hatrı sayılır miktarda vakit ve emek harcamış eski MD'li biri olarak oyun bağımlılığının MD üzerine etkisi üstüne konuşmak isterim. Bunu derken mübalağa yapmıyorum. Sadece Skyrim oyunun 2 bin saatten fazla oynamışım.
Admininizi hayatsız biri olarak görmeyin lütfen. Hala spor, doktora, iş ve gönüllülük faaliyetlerime devam ediyorum, ama Skyrim'i de es geçemem ikinci bir yuvam gibi oldu orası. Hatta bazen birinci yuvam. Neyse dur burası karışık.
Skyrim fantastik evrende geçen, ejderhalara ateş topu attığınız büyülü bir diyar. Skyrim gibi oyunların en çekici özelliği size rol yapma şansı sunması. İşte burası MD ile örtüştüğü yer. Hem MD yaparken hem de oyun oynarken gerçekte olduğunuz kişiyi bırakıp başka bir kimlik, yetenekler ve geçmiş ile rol yapabiliyorsunuz. Eğitimli bir büyücü olup düşmanlarınızı devasa ateş toplarıyla kızartabilirsiniz. Belki yetimhanede büyümüş ve karanlık bir yola düşmüş suikastçısınız. Yahut sarayda büyümüş cengaver bir savaşçı. Skyrim benzeri birçok oyun size kendinize uygun bir ikinci hayat yaşama, olay örgüsü takip etme ve hayal dünyasından elde ettiğiniz hazları yaşama imkanı veriyor. Bu açıdan oyunlar, özellikle fantastik türündeki bilgisayar oyunları yarı yapılandırılmış birer MD simülasyonudur aslında.

Skyrim ile ilgili benim açımdan ufak bir nokta, yıllardır oynamama rağmen MD sürecinde beni kısır bırakmasıdır. Ne zaman Skyrim ile ilgili hayal kurmak istesem bazı şeyler eksik hissettiriyor. Esasen yıllardır MD yapmadığımı anlatmıştım. Belki körelen MD yeteneğimle alakalıdır ancak kasıtlı olarak denememe rağmen Skyrim hakkında hiç hayal kuramadım. Bunu birkaç sebebe bağlıyorum.
1) Skyrim içerik açısından çok zengin. Hayal kuracak pek bir alan bırakmıyor zaten. Hele benim gibi bütün oyunu baştan aşağı birçok kez oynayan biri için Skyrim hayal kurulacak bir unsur değil.
2) Tatminsizlik. Oyun oynarken yaşanan zevk hayal kurmaktan çok farklı. Neden aktif olarak içine girebileceğim bir dünya hakkında hayal kurayım ki? Gider oynarım
3) Körelen MD yetim. Bundan daha önce bahsetmiştim. Artık eskisi gibi hayal kurmuyorum, yahut kuramıyorum.
Belki tersine bir korelasyon ile, çok fazla hayali unsur barındıran-bir saniye aklıma gelen bir sahneyi izlemeye gittim- heh unsur barındıran şeyler hayal dünyamızı köreltiyordur. Nihayetinde hayal kurmak yaratıcılık ister ve her şey hazır olarak sunulursa hayal kurma yetisi tembelleşir.
Benim için bir oyunun iyi olmasının belli ölçütleri vardır. Bunların başında ateş topu atabilmek gelir. Bir oyunda ateş topu atabiliyorsam o oyun benim için iyidir. Üstüne bir de hikayesi felsefibir yapıda işlenmişse tadından yenmez.
Bununla beraber belki de çok fazla oyun oynadığım için artık MD ihtiyacı hissetmiyorumdur. Bu da bir ihtimal. Kendi MD serüvenim hakkında yazıp sizi boğmak istemiyorum o yüzden burada bırakalım.
Okuduğunuz için teşekkürler, sonraki yazıda görüşmek üzere.
Yorumlar
Yorum Gönder
Mesajınız için Teşekkürler! Daha hızlı cevap almak için mail atabilirsiniz!